Uykusuzlar…

“Yeniden uyuyabilen bir adam düşün, sevgili Esme… Yeniden uyuyabilen bir adam, bütün melekelerini yeniden kazanabilir.” Edebiyat tarihinin gizemli olduğu kadar da popüler ismi J. D. Salinger’ın bu satırları en çarpıcı tanımlarından birini yapıyor “uykusuz”ların.

Sleepless City, Art Gallery of St. Albert

Modern hayatın çoğumuza armağanı uykusuzluk. Daha çok çalışmak, üretmek, herkes uyurken yeni güne hazırlanıp öne geçmek, bazen sadece hayatımızı sürdürmek ya da eğlenmek için, çoğumuz uykudan kısıyoruz. Yüksek mevkideki iş adamlarının, medya çalışanlarının, vardiyalı işçilerin ise kendi formülleri var, uyku hakkında. Dünyanın her yerinde birçok insan, doğaya karşı çıkıyor ve vücudunu eğitiyor, günde 2 -3 saat uyku ile yetinmek için.

24 saat yaşayan şehirlerden olan İstanbul’da onbinlerce, Türkiye’de ise milyonlarca kişi, bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde “uykusuz”luğun pençesinde.

Bebeklerin uykuda büyüdüğünü bilsek de, yetişkin hayatımızda uykuya gereken önemi vermekten çok uzak yaşıyor çoğumuz. Oysa uykuya hayati derecede ihtiyaç duyanlar, sadece bebekler değil.

Yaşam kalitemizi artırmada, sağlıklı beslenme ve sporun önemi hakkında sarsılmaz biçimde uzlaşan bugünün dünyasında, uykunun ihmal edilmesi garip değil mi?

Oysa insanlığın, belki de en eşit olduğu alan, uyku: Bill Gates, Monica Bellucci, Ronaldino, Beyonce, Stephen Hawking ve hatta yaşıyorsa (!) Elvis’in bile tıpkı bizim gibi uyuyor olması, çılgınca değil mi?

Yastıklar, çarşaflar, yanımızdaki insanlar ve üzerimize örttüğümüz kumaşın türü farklı olsa da, gözlerimiz kapandığında hepimiz, uyuyan insanlarız… Ve ortak bir evrende, rüyalar aleminde özgürce dolaşıyoruz. Belki Bill Gates “karabasan” ile boğuşurken, siz bulutların üstünde uçuyorsunuz!

Bilim, uzun zamandan beri, bu gizemli süreci, “uyku”yu inceliyor. Kimine zaman kaybı gibi gelse de, hemen herkesin 8 saat uykuya ihtiyacı olduğu gerçeğinde birleşiyor Uykubilimciler.

Araştırmalar, çarpıcı gerçekler ortaya koyuyor:

  • Kazaların üçte birinin sebebi, uykusuzluk.
  • Toplumun neredeyse yarısı uykusuz.
  • Çevre felaketlerine ve bilimsel skandallara yol açan kazaların sebebi çoğunlukla aynı: önemli personelin uykusuzluğu.
  • En az uyuyan Amerikalılar en şişman, en çok uyuyan İtalyanlar ise en zayıf toplum.

Audrey Hepburn’ün Breakfast at Tiffany’s filminde taktığı uyku maskesinin bir versiyonu

Uykuya daldığımızda, ilk evre olan derin uyku, yani “pasif uyku” sürecinde tüm vücut fonksiyonlarımız yavaşlıyor. Gerçekten uyuyan birini, nefesinden anlayabilmemiz bu yüzden. Uyku başladıktan yaklaşık 90 dakika sonra ise “aktif uyku”, yani R.E.M evresine geçiyoruz. Ve rüyalarımızı, hızlı göz hareketleri yaptığımız bu süreçte görüyoruz. Beynimizin çılgın aktivitelerde bulunduğu, gizemli rüya evresinde ise vücudumuz felç halinde. Rüya görme sırasında aniden uyanan bir kimsenin, hareket etmeyi isterken kıpırdayamaması ve bağırmak isterken sesinin çıkmaması bu yüzden. Bazen uyku ve uyanıklık arasında sıkışıp kalıyoruz… “Karabasan” olarak anılan durumu, bu mücadele nedeniyle yaşıyoruz. Vücudumuz, beynimiz ve bilincimiz uykuda farklı metodlar izliyor. Ve bunlar, uyanık olduğumuz zamanlara benzemiyor.

Bilinen bir başka gerçek de, rüyalarımızı gerçekleştirmeye kalkmamızı önlemek için vücudumuzun felç durumuna geçtiği… Bu mekanizmanın çeşitli sebeplerle iptal olduğu durumlar ise, trajik sonuçlara yol açabiliyor: Günlük hayatında gayet kibar ve eşine düşkün erkeklerin, uykuda karısını boğmaya kalkışması, en sık rastlanan uyku bozuklukları arasında.

Uyku bozukluğu:

  • Uykuya dalmada güçlük
  • Uykuyu sürdürmede güçlük
  • Uyuduğu halde yorgun uyanmak, gibi semptomlar gösteriyor.

Geçici uyku bozuklukları yanında, yıllarca uykusuzluk çeken ve günlük aktivitelerini güçlükle sürdürmeye çalışan “kronik uykusuz”lar var.

Günümüzde Uykubilimciler, uyku bozukluklarını tedavi edebiliyorlar. Yaşam alışkanlıklarınızı ve uyku süreçlerimizi inceleyip, uyuma metodları geliştiriyor ve bizi “yeniden uyuyabilen biri” haline getirebiliyorlar. Genç yaştaki hastalarda kısa süreli, ilerlemiş yaştaki hastalarda ise uzun süreli ilaçla tedavi de mümkün.

Toplum, yavaş da olsa, hayati önem taşıyan “uyku” konusunda bilinçleniyor. Birçok hastanedeki uyku merkezleri ve özel klinikler her gece, uyuyan misafirlerini ağırlıyor. Uykudaki biyolojik ve fiziksel aktivitelerin tüm serüveni inceleniyor. Başka bir deyişle, siz uyurken onlar çalışıyor!

The Dreamcatcher by Emma Bazan

“Rüyalar” ne işe yarar?

Bilimin ulaştığı bir başka şaşırtıcı sonuç ise, “rüya görme” sırasında ortaya çıkan beyin çılgınlıklarımızın, “hafıza” dediğimiz depoyu düzenleme çalışmaları olduğu. Uykusuzluk çekenlerde görülen hafıza zayıflaması ve gerilemesi, bu bulguyu ispatlıyor.

Konsantrasyon eksikliği ve dikkat güçlüğü de “uykusuzlar”ın kronik sorunu. İlginçtir ki, uzmanlar uykuya dalma güçlüğü çekenlere, tek bir konu üzerine yoğunlaşmayı öneriyor. Uyumadan önce iş ya da başka sorunları kapı dışarı edip, hayal bile olsa sevdiğimiz bir konuya odaklanmak, “uyku cenneti”ne bir bilet yerine geçiyor…

Ekvator’da veya Kutuplar’da yaşasak da, bir “vücut saati”miz var. Belirli süre uyanık kaldıktan sonra vücudumuzdan, bizi uykuya davet eden ve sonunda mecbur bırakan direktifler alıyoruz. Emirlere karşı çıktığımızda ise, tıpkı açlık ve havasızlık gibi “uykusuzluk” da ölümcül olabiliyor.

Ne kadar dirensek de, vücudumuz az uyuduğumuzu anlıyor. Ve ertesi gün, bunu telafi etmeye çalışıyor. Fakat buna rağmen, uykusuzluk eğitimini başarıyla sürdürenler var. Uykubilimciler bunun bir limiti olduğunda hemfikir. Yani bir gün gelecek ve direncimiz kırılacak. İşte o zaman uykuya teslim olacağız. O günün ne kadar uzakta olduğunu ise genetik yapımız belirliyor.

Geç veya erken uyuma eğilimlerimiz de, gene genetik şifremizde gizli.

Uykumuz bizi ikiye ayırıyor: “Baykuş”lar ve “tavuk”lar… Eğer baykuşsanız geç yatıp geç uyanıyorsunuz. Tavuklar ise, erken yatıp erken kalkıyorlar. Baykuşlardan gündüz, tavuklardan ise geceleri verim alınması çok zor hatta imkansız. İşverenler ve insan kaynakları bizi, uyku saatlerimizi sorarak işe aldığında, dünyanın iş gücü kesinlikle artacak.

Son olarak, hatırlatmakta fayda var: Uyku, sağlıklı beslenme ve spor kadar önemli. Günümüzde övülen az uyku, gelecekte bir gün, vergi memurları gibi kapımıza dayanacak!

Herkese iyi haftalar ve iyi uykular…

Sevim Gözay

Kız Kulesi – Nokta, Sayı:21, 2007