Givenchy ve ilham perisi Audrey

Paylaş

Ünlü Fransız moda tasarımcısı Hubert de Givenchy 91 yaşında hayata veda etti. Geçtiğimiz 10 Mart günü uykusunda öldüğü açıklandı moda devinin.

Hubert de Givenchy (21 Şubat 1927 – 10 Mart 2018)

50’li, 60’lı yıllarda parizyen şıklığın adı olan, Paris’i modanın başkenti yapan ve yüzyılın ikinci yarısına damgasını vuran Givenchy, Jackie Kennedy’den Audrey Hepburn’e, Grace Kelly’den Elizabeth Taylor’a birçok yıldızın vazgeçemediği stiller yarattı. Modern ve elegan tarzı, asil olduğu kadar da dürüst, kibar ve içten kişiliği sayesinde sayısız seçkin ve vefalı müşteri kazandı.

Audrey Hepburn – Jackie Kennedy – Elizabeth Taylor

Onlar arasında belki de en sevileni olan Audrey Hepburn yirminci yüzyılın pek çok popüler filminde başrol oynadı: Roman Holiday, Sabrina, Funny Face, The Nun’s Story, Breakfast at Tiffany’s ve My Fair Lady gibi…

Breakfast at Tiffany’s (1961) – Love in the Afternoon (1957)

O sadece bir film yıldızı değil emsalsiz bir stil ikonuydu. Kuşkusuz bunda kendi doğal zevki ve moda yeteneği kadar da ‘Givenchy’ imzası vardı. Hubert de Givenchy’nin yakın arkadaşı ve ilham perisiydi. İkilinin kariyeri ve hayatı nasıl kesişmiş, birbirinden unutulmaz filmlerin ve ikonik elbiselerin eşlik ettiği arkadaşlıkları nasıl başlamış, gelin birlikte bakalım.

Paris, 1953

Roman Holiday filminin yankıları büyürken inatçı ve gergin ikili Billy Wilder ve Ernest Lehman, Samuel Taylor’ın yazdığı zarif Broadway komedisi Sabrina Fair’in Hollywood uyarlaması üzerinde çalışmaya başlamış, oyunun film haklarını satın alan Paramount, çekimlerin sonbaharda başlayacağını açıklamıştı. Yönetmen Wilder ve yapımcı Paramount’ın yöneticileri Audrey’nin Sabrina için Paris’ten alışveriş yapma isteğine karşı çıkmadı.

Efsane kostüm tasarımcısı Edith Head aldığı 8 Oscar ödülü ile Oscar tarihinde bir rekortmen.

Edith Head yeni filmi için tasarladığı kıyafetlerin çizimlerini hazırlamıştı, ancak ünlü tasarımcıya bakılırsa “Hepburn artık bir yıldız olduğunun farkındaydı ve giyecekleri konusunda daha fazla söz sahibi olmak istiyordu.” Audrey oyunculuk yeteneğine güvenmese de moda konusunda kendinden emindi.

Temmuz sonunda Audrey, Hubert de Givenchy’nin Alfred de Vigny Sokağı No: 8’deki Parc Monceau manzaralı modaevine gitti. Givenchy, film yıldızlarını andıran uzun boylu bir aristokrattı ve o sırada henüz 26 yaşındaydı. Balenciaga ve Schiaparelli modaevlerinden aldığı ilhamla harıl harıl ilk koleksiyonu üzerinde çalışıyordu. Enerjik, kibar ve fazlasıyla organize biri olan Givenchy tam bir asilzade olmasına rağmen gösteriş budalası ya da yapmacık biri değildi.

Givenchy’nin asistanı, Bayan Hepburn’ün geldiğini bildirdi. Givenchy yıllar sonra Audrey’i, “Çok narin bir hayvan gibiydi,” diye tanımladı. “Gözleri muhteşemdi. O kadar inceydi ki. Ve makyaj yapmamıştı!”

Tasarımcı, Audrey’den etkilense de filmi için gardırop hazırlayacak vakti yoktu. Ama onu yeni koleksiyonuna bakmaya davet etti. Belki daha önce tasarladığı bir şeyi beğenirdi.

Audrey raflardan birinde gri bir yün takım buldu. Sabrina’nın Paris’ten Long Island’a ilk döndüğünde üzerinde böyle bir kıyafet olmasını hayal etmişti.

Sonra beyaz straplez bir elbise gördü. Külkedisi’nin prensese dönüştüğünün fark edileceği parti sahnesi için biçilmiş kaftandı. Bir de siyah, kayık yakalı, kolsuz bir kokteyl elbisesi seçti. Omuzlarında küçük fiyonklar vardı.

O yaz günü Hepburn, Givenchy atölyesinden bu kıyafetlerle ayrıldı ve ikisi hayat boyu yakın dost olarak kaldı. Ünlü modacı 1954’te onun için yaptırdığı prova mankenini bir daha değiştirmek zorunda kalmadı. (Audrey 1,70 metre boyunda, kırk dokuz kilodaydı ve beli sadece elli santimdi.)

Sabrina’dan sonra kostümlerini Givenchy’nin hazırladığı Audrey filmleri şöyle: Funny Face, Love in the Afternoon, Breakfast at Tiffany’s, Charade, Paris-When It Sizzles ve How to Steal a Million.

Yasaklanacak kadar mest edici bir koku!

‘L’interdit / Yasak’

1957 yılının ocak ayında, Audrey New York’a gitmek için Paris’ten ayrılmadan önce Hubert de Givenchy sessiz sakin bir akşam yemeğinde Audrey’ye küçük bir hediye kutusu verdi.

Audrey’nin şerefine, onun adını taşıyan bir parfümün yaratılmasına önayak olmuştu.

“Mais, c’est interdit!” diye bağırdı Audrey. “Ah, bunu yapmış olamazsın!” Böylesine cömertçe bir hediyeyi hak etmediğini düşünen birinin nazik sözleri. Givenchy bu kokunun bir yıl boyunca sadece ona ait olabileceğini söyledi. Onu aralık ayına kadar piyasaya sürmeyecekti.

Tasarımcı daha sonra parfümü L’interdit adıyla satışa sundu. Bu isim hem Audrey’nin hayret dolu minnettarlığını anımsatıyordu hem de parfümün bir yıl boyunca başkalarına yasak olduğunu. Tabii aynı zamanda da yasaklanacak kadar mest edici koku anlamına geliyordu.

Moda dünyasının son imparatorlarından…

Şıklığın sırrının sadelik ve uyumda gizli olduğunu savunan Givenchy, giysilerin kadın siluetini ortaya çıkaracak şekilde bele oturtulmasından hoşlanmış, moda çevrelerince “Sihirli parmaklarında altın yüksüğü olan ünlü modacı” diye nitelendirilmiş.

Givenchy 1952’den itibaren şapka, çanta, eşarp, kravat, eldiven, gözlük ve saatlerin yanı sıra önlük, masa örtüsü, porselen, fincan gibi home-tex ürünlerine de imzasını atmaya başlamış.

1952 yılında Amerika’nın first lady’si Jackie Kennedy’nin, Givenchy modaevinden satın aldığı gri jarse bluz Jackie’nin stili ve siluetiyle bütünleşmiş. Jackie daha sonra da Givenchy tasarımlarını tercih etmiş ve modacı bu sayede Amerika’da kısa sürede tanınmaya başlamış. Jackie’nin yüksek maliyetli Fransız modasını takip etmesi basın ve halk tarafından eleştirilmişse de, ünlü modacının Jackie’ye 1959’daki başkanlık kampanyasında giymesi için hazırladığı gardırop büyük beğeni toplamış. Hatta Amerikan üreticileri tarafından hızla taklit edilmiş. Life dergisi, 40 dolara satılan imitasyon Jackie & Givenchy giysileri için kadınların büyük bir yarış içine girdiğini kaydetmiş.

Ölümsüz bir moda ikonu yarattı: Küçük siyah elbiseler!

Özellikle Love in the Afternoon filminde Audrey için tasarladığı little black dress’lerGivenchy’nin minik kokteyl elbiseleri” olarak moda dünyasına altın harflerle yazılırken, yine Audrey’nin Breakfast at Tiffany’s’de giydiği ikonik siyah elbise “sinemanın en ünlü elbisesi” kabul ediliyor.

Yüksek modayı sanat olarak gören ve hayatını buna adayan Givenchy’nin efsanesine yön veren kilit isim ise “tasarımcıların tasarımcısı” İspanyol couturier Balenciaga. 1953 yılında New York’ta tanışan ikilinin dayanışma dolu arkadaşlıkları ve moda birliktelikleri Cristobal Balenciaga’nın 1972’deki ölümüne dek sürmüş. Öyle ki ölümünden dört yıl önce modaevini kapatan Balenciaga müşterilerini Givenchy’ye yönlendirmiş.

Kaynaklar: ‘Zarafet’ Audrey Hepburn’ün Hayatı, Donald Spoto / Çeviri: Beril Tüccarbaşıoğlu Uğur / Artemis Yayınları, 2011 – ‘Moda & 100 Yılın Moda Tasarımcıları’, Elif Jülide Dereboy / Özel Güzel Sanatlar Sitilistlik-Moda LTD. ŞTİ., 2008.

Paylaş

Kimler Neler Demiş?